MEB Eğitim İzleme Raporu Dezavantajlı Grupların Okullaştırılmasına Dikkat Çekiyor

Nitelikli eğitimin, toplumun tüm kesimlerini kapsayacak şekilde geliştirilmesi, ülkelerin kalkınma hedefleri arasında yer alır; aynı zamanda Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA)’nın da temel taşlarından biri niteliğindedir. BM’ye göre eğitim birçok amacın gerçekleştirilmesinin de anahtarıdır. Ülkelerin; eğitime nasıl yaklaştığı ya da nitelikli eğitime toplumun her kesiminin dahiliyeti dönemsel olarak hazırlanan raporlar ile anlaşılabilir. Türkiye’de, yakın zamanda, bu konuda hazırlanan raporlar da, çeşitli zorlukların ve engellerin altını çizmekle birlikte, kaydedilen ilerlemeyi de göstermektedir.

Bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı (MEB)’nın yayınladığı 2023 yılına ait Eğitim İzleme Raporu (EİR), “Eğitim Erişimi İçin Özel Önlem Gereken Çocuklar” başlığı altında kız çocukları, özel eğitim desteğine ihtiyaç duyan çocuklar, kırsaldaki çocuklar, mülteci çocuklar ve çalışan çocukları ele alarak, dezavantajlı grupların okullaştırılmasına dikkat çekti.

“Eğitime erişime ilişkin göstergeler, eğitimde olan ve olmayan iki ayrı grup çocuk tanımlasa da nitelikli eğitime erişimin sağlanmasına yönelik doğru adımların atılabilmesi için bu çocuklara ilişkin daha fazla bilgiye ihtiyaç var,” diye belirten rapor, bu kapsamda 2007’den beri sürdürülen izleme çalışmaları yukarıda belirtilen çocuk gruplarının eğitime erişim anlamında diğerlerinden daha dezavantajlı olduğunu ortaya koyduğunun altını çizdi.

Rapora göre, son 30 yılda, kız çocuklarının eğitime erişimi noktasında yürütülen çalışmalar meyvesini verdi.

Cinsiyet oranının, doğrudan bir eğitime erişim göstergesi olmasa da eğitime erişebilen çocuklar içerisinde cinsiyet açısından bir denge olup olmadığını izlemede kullanıldığını ve cinsiyet oranının eğitimde %100’e yakın olması gerekliliğini belirten raporda şu ifadelere yer verildi:                “Türkiye’de 2000-01’de ilköğretimde %89,6 olan cinsiyet oranı, 2022-23’te ilkokulda %99,5’e, ortaokulda %101,9’a yükseldi. Ortaöğretimde ise %74,4’ten %96,0’ya çıktı.”

Net okullaşma oranının ise 2012-13’te ortaokuldaki kız çocukları açısından %69,3 iken 2022-23’te %91,6’e yükseldiği belirtildi. 

Grafik 1: Ortaöğretimde Cinsiyet ve Bölgeler Ayrımında Net Okullulaşma Oranları, 2022-23

 

 

Ancak bu oranın bölgelere göre değiştiği görülüyor.

“Kız çocukların ortaöğretimde net okullulaşma oranının en yüksek olduğu Doğu Karadeniz (%97,3) ile bu oranın en düşük olduğu Güneydoğu Anadolu (%80,9) arasında 16,4 yüzde puan farkı” olduğunun altını çizen rapor, aynı zamanda “Güneydoğu Anadolu, 3,6 yüzde puanla oğlanlar lehine ortaöğretim net okullulaşma oranı farkının en yüksek olduğu bölgedir,” dedi.

Raporun kız çocuklarının okullaştırılması ile ilgili altını çizdiği bir diğer durum ise yaşa göre okullulaşma oranı. Buna göre, 2022-23 eğitim-öğretim yılında zorunlu eğitim çağındaki yaklaşık 221 bin 739 kız çocuğun eğitim dışında olduğuna işaret ediyor.

Bu sayının yaşa göre değişimine bakıldığında eğitim dışına çıkan kız çocuk sayısının 14 yaş itibarıyla 20 binin, 15-16 yaş itibarıyla ise 30 binin üzerine çıktığı görülüyor. 17 yaşta ise eğitim dışına çıkan kız çocuk sayısı 50 binin üzerine çıkıyor. 14 yaş sonrası bu hızlı artış özellikle bu yaş itibarıyla kız çocukların eğitimde kalmasına yönelik müdahale programlarına ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Her ne kadar eğitim dışındaki toplam çocuk sayısı kız ve oğlanlar için birbirine yakın olsa da (kızlarda yaklaşık 221 bin 739, oğlanlarda yaklaşık 220 bin 904) kız ve oğlanların eğitim dışına çıkma sebepleri farklılaşıyor,” ifadelerine yer verilen rapor bu durumun, “kız çocukların sorunlarına toplumsal cinsiyet eşitliği temel alınarak kız çocuk odaklı tasarımla çözümler üretilmesi gerektiğini,” ortaya koyuyor dedi.

Türkiye’de engeli olan çocuklara ilişkin olarak yalnızca örgün eğitime dair verilere düzenli ulaşılabiliyor ve engeli olan tüm çocukların sayısına ve dolayısıyla özel eğitimde okullulaşma oranlarına ilişkin veriler kamuoyuyla paylaşılmıyor.

Rapora göre, “2022-23 eğitim-öğretim yılının istatistikleri, örgün eğitimde özel eğitim hizmetlerinden yararlanan öğrenci sayısının bir önceki seneye göre 35 bin 118 artarak 507 bin 804’e çıktığını gösteriyor.”

 

Tablo 1: Örgün Eğitimde Özel Eğitim Hizmetlerinden Yaralanan Öğrenci Sayısı, 2022-23

 

Eğitimde bir diğer dezavantajlı grup da kırsaldaki çocuklardan oluşuyor.

2022-23 eğitim-öğretim yılında kırsaldaki toplam öğrenci sayısının %2,4’lük artışla 623 bin 902’ye yükseldiği belirtilen rapor bu artışta Türkiye’nin Güneydoğusunda 11 ili ve Suriye’nin bir kısmını etkileyen 6 Şubat depremlerinin etkili olduğunun söylenebileceğine değindi.

“Depremler, kırsal bölgelerde nüfus miktarının artmasına ve benzer şekilde kırsal alanların ihtiyaçlarının çeşitlenmesine neden oldu. Köy Okulları Değişim Ağı (KODA) tarafından yapılan değerlendirmelere göre kırsal alanlar görece güvenli ortamlar sağlaması, doğayla iç içe olması ve buralarda ısınma ve beslenme ihtiyaçlarının kolay karşılanması nedeniyle göç alan yerleşim alanlarına dönüştü.  Bu durum, köylerde eğitim faaliyetlerinden yararlanan öğrenci sayılarının da artmasına neden oldu,” ifadelerine yer verildi.

Türkiye'de en büyük mülteci grubunu oluşturan Suriyelilere ek olarak, Afganistanlılar, İranlılar, Iraklılar, Ukraynalılar ve Rusyalılar gibi çeşitli topluluklar da burada yaşamlarını sürdürmektedir. Ancak, eğitime erişim konusunda farklı gruplar arasında bir değerlendirme yapmak mümkün değil zira Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan çocukların okullaşma oranları, gruplara ayrılmadan paylaşılmaktadır.

MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü (HBÖGM) Göç ve Acil Durumlarda Eğitim Daire Başkanlığı'nın 7 Mart 2023 tarihli raporuna göre, Türkiye'de yaşayan 5-17 yaş aralığındaki "yabancı uyruklu" çocuk sayısı 1 milyon 448 bin 638'dir. Bu çocukların 993 bin 336'sı okula kayıtlı olup, okullaşma oranı 2021-22 verilerine göre 0,1 yüzde puan artarak %68,6 seviyesine yükselmiştir.

Bir diğer dezavantajlı grup ise çalışan çocuklar. Dünya genelinde, neredeyse her 10 çocuktan biri, çocuk işçiliği kapsamına girebilecek faaliyetlerde çalıştırılmaktadır.

Tüm dünyada 20 yıldır devam eden çocuk işçiliği oranlarındaki düşüşün COVID-19 salgınıyla birlikte tersine döndüğünü belirten rapor, “2019'dan bu yana ABD'de çocuk işçiliğinde %88'lik bir artış görülmüştür. Bu artışın nedenleri arasında salgın nedeniyle kapanan işletmelerin, özellikle düşük ücretli hizmet sektöründeki işlerde işgücü talebini artırması ve artan enflasyon gibi ekonomik etkenler yer almaktadır.” demiştir.

Türkiye'de ise sadece 15-17 yaş arasındaki çocukların istihdam durumuyla ilgili güncel veriler bulunmaktadır.

Bu verilere göre, “salgın döneminde %13,7'ye kadar gerileyen 15-17 yaş grubu istihdam oranı, salgın sonrasında artarak 2021'de %14,0'e, 2022'de ise %16,4'e ulaşmıştır. Cinsiyet ayrımında ise 2022'de 15-17 yaş grubundaki erkek çocukların istihdam oranı %23,7 iken, kız çocukların istihdam oranı %8,6'dır.”

Raporda belirtilen başlıklar ve veriler dikkate alındığında, Türkiye’de dezavantajlı grupların eğitime dahiliyeti konusunda ilerleme kaydedildiği görülmektedir. Ancak bunun; bölgelere göre değişim gösterdiği ve ilerlemenin, COVID-19 salgını ya da depremler gibi felaketlerin ülkeleri birçok açıdan olumsuz etkilendiğinin da altı çizilmiştir.